Sağlık, insan hayatının en hassas alanlarından biridir. Ancak sağlıkla ilgili bilgilerin korunması, en az tedavi kadar önemlidir. “Birinci derece yakınlık” dendiğinde, aklımıza anne, baba, eş, kardeş veya çocuk gelir. Fakat hasta mahremiyeti, kan bağı olsa bile kişinin açık izni olmadan bilgilerin paylaşılmasını kesinlikle engeller.
Hasta Mahremiyeti Nedir?
Hasta mahremiyeti, kişinin sağlık verilerinin, yalnızca kendisinin onayıyla paylaşılması ilkesidir. Bu ilke, yalnızca bir etik kural değil; aynı zamanda Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ve Hasta Hakları Yönetmeliği ile güvence altına alınmış bir yasal zorunluluktur.
Neden Yakın Aileye Bile Onay Şart?
Sağlık verileri, kişisel verilerin en hassas kategorisidir. Yanlış ellerde, kişinin özel hayatını etkileyebilir, sosyal ve psikolojik sorunlara yol açabilir.
Bu nedenle:
• Hastanın rızası olmadan, en yakın aile bireyleri bile sağlık bilgilerine ulaşamaz.
• Bu kural, hem gizliliği hem de hastanın psikolojik güvenliğini korur.
• Tıbbi sır niteliğindeki bilgilerin korunması, doktor-hasta güvenini pekiştirir.
Kanunun Sağladığı Güvence
KVKK ve Hasta Hakları Yönetmeliği, sağlık kuruluşlarının ve çalışanlarının hasta bilgilerinin korunması konusunda açık hükümler getirir. Bu kapsamda:
• Açık rıza olmadan üçüncü kişilerle bilgi paylaşımı yapılamaz.
• Sağlık bilgileri yalnızca teşhis, tedavi ve bakım süreçlerinde görevli kişilerce erişilebilir.
• İhlal durumunda ciddi hukuki yaptırımlar söz konusudur.
Unutulmamalıdır ki, mahremiyet duvarı kan bağıyla aşılamaz. Sağlık verileri, yalnızca hastanın izniyle paylaşılabilir. Bu kural, hem hasta haklarının hem de insan onurunun temel bir gereğidir.
Yorumlar (0)
Yazıya ilk yorumu siz yazarak düşüncelerinizi diğer kullanıcılarla paylaşabilirsiniz.